Dil ve Konuşma Bozuklukları

Dil ve Konuşma Terapisi Hakkında Bilgiler

Covid-19 İletişimimizi Nasıl Etkiliyor?

Toplumsal alanlarda maske takmak artık zorunlu hale geldi. Bu durumun hem dil ve konuşma sorunu olan ya da işitme engeline sahip kişilerin, hem de diğer tüm insanların iletişimi üzerinde bazı etkileri var. Hollanda’da bulunan Max Planck Enstitüsü ve Donders Beyin, Biliş ve Davranış Enstitüsü’nden Aslı Özyürek, biliş, dil, iletişim, gelişim ve bunların ilişkileri üzerine çalışıyor. Çalışmaları konuşmaya dayalı iletişim sırasındaki jestlerin etkilerine odaklanıyor. Prof. Dr. Aslı Özyürek, Covid-19’un iletişimimize olan etkileri üzerine bir makale kaleme aldı. Bu önemli konunun sizlere de ulaşabilmesi adına çevirisini yaptım, aşağıda bulabilirsiniz. Orjinaline ise şu bağlantıdan ulaşabilirsiniz:

https://www.ru.nl/cls/news-events/news/redactionele/gestures-aid-communication-distance-face-masks

Konuşmak zorlaştıkça, boşlukları jestler dolduruyor.

Komşunuza uzaktan el sallıyorsunuz. Zoom’da yaptığınız kalabalık bir iş toplantısında, o sırada hangi iş arkadaşınızın konuştuğunu, hareketlerine bakarak fark ediyorsunuz. Yaşlı yakınlarınızla bir pencereden bakışırken, onlara olan sevginizi nasıl ifade edebilirsiniz? Maske takarak uzakta durmanın ‘’yeni normal’’imiz olduğu bu dönemde; sadece hastanelerde değil, restoranlarda da, toplu taşımada da, her yerde nasıl daha iyi iletişim kurabileceğimizin yollarını bulmamız gerekiyor. Ellerimizle yaptığımız anlık jestler, iletişimin yalnızca süsü hatta dikkat dağıtıcı bir unsuru olarak görülmekteydi. Ancak bu Koronavirüs döneminin getirdiği günlük yaşam koşulları, jestlerin işlevini kaçınılmaz olarak görünür kılıyor. Neyse ki, jestlerin beklenmedik iletişim açıklarını nasıl doldurabildiğine dair, aktif bir araştırma alanı var ve bu alan, gerçekten de bazı iletişim zorluklarının giderilmesinde bizlere faydalı olabilir.

Koronavirüs, iletişime dair normallerimizden pek çoğunu bizden aldı götürdü. Fiziksel yakınlık tehlikeli bir hale geldi. Hatta konuşma eyleminin kendisi virüsü yayar oldu (Yakın zamanda yapılan bir araştırmada, konuşma sırasında ağızdan çıkan, 20-50 mikron büyüklüğünde çeşitli sıvı partikülleri incelendi.). Bu duruma, (her ne kadar yaşantılarımızı yoksunlaştırsa da) sosyal mesafeyle, uzaktan çalışarak, sanal ortamlarda sosyalleşerek karşılık verdik. Salgının farklı boyutları, bizi bu yeni durumlara uyum göstermeye zorladı. Maske ve tıbbi giysiler kullanan doktorlar için bazı durumlarda tek işlevsel iletişim yolu ellerini kullanmak olabiliyor. N-95 numaralı tıbbi maskeden, evde dikilmiş harika tasarımlı olanlara kadar tüm maskeler sesi bir miktar bloke ederken, aynı zamanda ağız hareketlerini görmemize de engel oluyor.

Dudakları gizleyen maskeler, medyada sıklıkla vurgulandığı gibi sadece işitme engelli kişilerin iletişimini güçleştirmiyor, aynı zamanda işitme sorunu olmayan kişilerin de iletişimini olumsuz etkiliyor. Dudakları gösteren şeffaf parçalara sahip maskeler yapsak bile,  sesin bloke ediliyor olması bizleri hala zor durumda bırakıyor.

Beden Dilinin Hayatta Kalmamızdaki Kritik Önemi

İçinde bulunduğumuz bu Koronavirüs döneminde, beden dilimizi daha sık ve etkili biçimde kullanmaya başladık. Bazen jestleri, kibarlık sergilemek amaçlı da kullanabiliyoruz. Çoğunlukla el sıkışmanın uzaktan gerçekleştiği bu yeni dönemde uluslararası liderler, karşılarındakini selamlama ve onaylama amaçlı yeni yollar geliştirdiler. Bizler de normalde, yüz yüze iletişimin çeşitli boyutlarını düzenlemek için, aynı yönlere doğru bakışlar kullanırız. Ancak sanal ortamlarda, ortak yönlere bakışmak pek kullanışlı olmuyor. Bu nedenle görüşmelerde katılımcılar sanal olarak el kaldırarak konuşma sırası alıyorlar . Ama bazı durumlarda jestlerin kullanımı, daha kritik hale gelebilir. Tıbbi ekibin maske taktığı ve hastanın solunum cihazından oksijen desteği aldığı acil durumlarda, jestler anlamı çok daha hızlı şekilde aktarabilir ve hayat kurtarmaya yardımcı olabilir.

El  hareketlerinin, konuşma iletişimini zenginleştirmede, hem dinleyiciler hem konuşanlar açısından önemli olduğunu gösteren pek çok bilimsel araştırma var. Her  kültürde (kullanım yoğunluğunda kültürden kültüre farklılıklar olsa da) konuşma sırasında söylenilenenleri desteklemek amacıyla, beden dili de konuşmaya eşlik eder. Bazı jestler, konuşma olmasa dahi anlam taşır (onaylamak için baş parmağınızı kaldırmanız gibi). Bazı jestler ise konuşmayı zenginleştirmek amacıyla kullanılır. Örneğin doktor, hastasına sağ ya da sol akciğerini eliyle göstererek ‘’Burası acıyor mu?’’ derken ya da ilaçlar veya stresten dolayı bilinci bulanıklaşmış bir hastasına (yani bilginin aktarıldığı sözel iletişim kanalı, çok gerekli olup da yeterli olamadığı bir durumda), ‘’İçmek ister misin?’’ derken eliyle yaptığı alışılagelmiş içme jesti, soruya eşlik eder.

Bazı bilimsel çalışmalara göre beyinlerimizin diğer bilgi aktarımı kanallarına nazaran (örneğin dudak hareketleri), el jestlerinden daha çok anlam çıkardığına dair bulgular var. Örneğin bir çalışmada kişilerden gürültülü bir ortamda onlara söylenen sözcükleri ayırt etmeleri istedik. Katılımcıların sadece konuşan kişinin kafasını gördükleri duruma kıyasla; dudakların görüntüsüne beden dilinin de eşlik ettiği koşullarda, anlaşılan sözcük miktarının arttığını gördük. Bu bilgi, birini duyamadığımız sanal ortamlar için de çok  faydalı olabilir. Anlam aktarımındaki bu zenginleşme, içme eylemini temsil eden ve elle yapılan herkesin bildiği içme jestinin ve ‘’içmek’’ sözcüğünün sözel olarak duyulması durumundaki anlamlandırmada, beynin aynı bölgelerinin (Broca alanı) devreye girmesinden kaynaklanır. Bu jestlerin etkisi de, konuşan kişi dinleyene doğrudan baktığında ya da bedenini dinleyen kişiye doğru çevirdiğinde veya daha büyük beden hareketleri yaptığında artar.

İnsanların sadece ellerini kullanarak iletişim kurmaları istendiğinde (örneğin bilmedikleri bir dili kullanan kişiler konuşurken), karşılarındakilere karmaşık mesajları daha kolay aktarabilmek ve anlaşılmak için, kendiliğinden yeni el hareketleri icat ettiklerini görürüz. Hollandalı ve Meksikalı kişilerin yer aldığı bir deneyde, kişilere ‘’yastık’’ sözcüğünün anlamını beden diliyle iletmelerini istediğimizde, katılımcılar net olarak birbirine benzer hareketler yaptılar ve çoğunlukla da nesnenin kendisiyle ilişkili eylemleri tanımlayan hareketleri taklit ettiler – bu durum sıklıkla rastladığımız bir örüntüdür. Katılımcıların daha öncesinde işaret diliyle ilgili hiç deneyimleri yoktu, ama yine de ellerinin sembol üretme potansiyellerine güvenebildiler (işaret dillerinin kökeninde de bu durum yeri olabilir). Ayrıca diğerleri bu deney sırasında katılımcıların yarattığı jestleri kolay anlaşılır buldular. Jest icad etme başka durumlarda da gerçekleşir (örneğin su altı dalgıçları veya hisse senedi borsası çalışanlarının yer aldığı ortamlar). Wuhan’daki hastanelerde Koronavirüs hastalarıyla çalışan hemşirelerin, hastalarla cam duvarlar arkasından iletişim kurmak için , ‘’IV. şişeyi değişmek.’’, ‘’Enjeksiyon yapmak’’ ve başka anlamlar taşıyan yeni jestler yarattıkları belirtilmektedir.

Jestler çok kolay olarak ortaya çıksa da; bunun daha yaygın kullanımının kendiliğinden gerçekleşmesini bekleyemeyiz. Toplumların ‘’konuşan ellerimizin’’ ifade etme potansiyelinin tümünden, faydalanmayı sağlamaları gerekir. Akdeniz toplumları gibi jest kullanımı açısından zengin kültürlerde, jestlerin iletişimsel bir araç olarak, kendiliğinden kullanılması daha olasıdır. Ancak diğer Batı kültürlerinin de, bu potansiyeli açığa çıkarmak için uyum sağlayacağını tahmin edebiliriz. Maske kullanımı, sosyal mesafelenme ve sanal ortamlara uyum göstermemizi kolaylaştıracak, görsel iletişimin potansiyelini tümüyle ortaya çıkarmamıza yardımcı olabilecek  iletişim protokolleri geliştirmek amacıyla, araştırmalar yapmalıyız. Bu protokollerde jestler şüphesiz ki önemli bir rol oynayacak ve bizi aslında başından beri olduğumuz, konuşan ve jest üreten bir tür olarak geleceğe taşıyacaktır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Bilgi

This entry was posted on 11 Haziran 2020 by .
Psychology Job & Internship Opportunities

For Undergraduate Students and Recent Graduates Seeking Full-Time or Summer Employment

Jill Kuzma's SLP Social & Emotional Skill Sharing Site

Ideas for Educators Supporting Social/Emotional Language Skills

Developmental Phonological Disorders

Integrating academic, clinical and research perspectives to improve speech therapy practice

boğaçhan dündaralp

basılı ve dijital medya arşivi “Düşünülen, yazılan, konuşulan, tartışılan, paylaşılan, yayınlanan, yayınlanmayan... mimarlık bilgimizin alanını genişletmek için kullandığımız, biriktirdiğimiz konuları içeren bu medya arşivini elimizin altında olsun, kolay ulaşabilelim ve yeniden paylaşabilelim isteği ile bu mekanda bir araya getiriyoruz.”

Hanna B. SLP

Musings from the world of self-regulation and social communication

Writing, Momming, Living

Embracing the mess that motherhood can be.

speechandlanguagelady

Just another WordPress.com site

Auditory Verbal Therapy

Elizabeth Rosenzweig PhD CCC-SLP LSLS Cert. AVT

Ege'nin Annesiyim

Dünyanın en tatlı çocuğuna....varlığın bize en büyük armağan

Dil ve Konuşma Bozuklukları

Dil ve Konuşma Terapisi Hakkında Bilgiler

Dil ve Konuşma Terapisi Üzerine Her Şey

www.dkt101.com adresine taşındık!

%d blogcu bunu beğendi: